“TANI BİR SON DEĞİL, DOĞRU DESTEĞE ULAŞMANIN İLK ADIMI”
Kocaeli Üniversitesi Uygulama Radyosu Radyo Kİ’de yayınlanan Güne Bakış programında, özel eğitimde tanılama süreçleri ve erken tanının çocukların gelişimi üzerindeki kritik rolü ele alındı. Ahmet Gazanfer Bilgi İşitme Engelliler Okulu Müdürü ve Özel Eğitim Öğretmeni Atilla Türkkal, erken tanı ve müdahalenin özel eğitimde “altın dönem” olarak nitelendirildiğini belirterek, doğru eğitim ve destekle her çocuğun öğrenebileceğini vurguladı.
Atilla Türkkal, özel eğitimde tanılamanın bir çocuğun eğitim hayatındaki ilk ve en önemli adım olduğunu ifade ederek, bu sürecin çocuğun eğitimden maksimum düzeyde yararlanmasını sağladığını belirtti. Tanılamanın yalnızca gelişimsel desteğe ihtiyaç duyan çocukları değil, akranlarından ileri düzeyde olan çocukları da kapsadığını belirten Türkkal, “Tanılama, çocuğun bireysel özelliklerine uygun eğitsel planlamanın başlangıcıdır.” dedi.
Çocuklarda Gelişimsel Gecikmelerde Erken Tanı Önemli
Her çocuğun kendi hızında geliştiğini ancak bazı belirgin gelişimsel gecikmelerin ciddiye alınması gerektiğini belirten Türkkal, özellikle 0-3 ve 3-6 yaş aralığının kritik dönemler olduğunu söyledi. Ailelerin “Babası da geç konuştu.” gibi toplumsal inanışlarla uzman desteğine başvurmayı geciktirmemesi gerektiğini vurgulayan Türkkal, ismine tepki vermeme, göz teması kurmama ve yönergeleri anlamada güçlük çekme gibi belirtilerin mutlaka bir uzman tarafından değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Erken tanının, özellikle işitme engelli çocukların cihazlandırılması ve iletişim becerilerini kazanması açısından hayati önem taşıdığına dikkat çekti.
Tanı Sürecinde Ailelere Destek ve İş Birliği Vurgusu
Tanılama sürecinde ailelerin yaşadığı “etiketlenme” kaygısı ve “Çocuğum askere gidebilecek mi, evlenebilecek mi?” gibi endişelerin insani ve anlaşılır olduğunu belirten Atilla Türkkal, bu korkuların tanı sürecini geciktirmemesi gerektiğini söyledi. Toplumdaki “Büyüyünce geçer.” anlayışının yanlışlığına dikkat çeken Türkkal, “Tanı bir son değil, doğru desteğe ulaşmanın ilk adımıdır.” diyerek ailelere umut verdi. Türkiye’nin özel eğitim olanakları bakımından önemli bir seviyeye ulaştığını belirten Türkkal, yerel yönetimler ve Millî Eğitim Bakanlığı tarafından sunulan imkânlarla ailelerin bu süreçte yalnız olmadığını vurguladı.
Özel eğitimin aile, öğretmen ve uzmanlar arasında kurulacak güçlü bir iş birliğine dayandığını ifade eden Türkkal, bu üç grubun eş güdüm içinde çalışmasının büyük önem taşıdığını söyledi. Okulda kazanılan bir davranışın evde desteklenmemesi durumunda öğrenilenlerin kalıcı hâle gelmesinin zorlaşacağını belirten Türkkal, “Ortak paydamız çocuk. Onu sosyal hayata hazırlamak için hep birlikte hareket etmeliyiz.” dedi. Özellikle okul öncesi ve sınıf öğretmenlerinin, çocuklardaki gelişimsel farklılıkları fark eden ilk profesyoneller olarak tanılama ve yönlendirme sürecinde kilit rol üstlendiğini hatırlattı.
“Her Çocuk Kendi Potansiyeline Ulaşabilir”
Programın sonunda ailelere seslenen Atilla Türkkal, çocukların gelişim süreçlerinin birbirinden farklı olduğunu ve hiçbir çocuğun başka bir çocukla kıyaslanmaması gerektiğini vurguladı. Her çocuğun kendine özgü yetenekleri ve potansiyeli bulunduğunu belirten Türkkal, önemli olanın çocukları başkalarıyla kıyaslamak değil, onların güçlü yönlerini keşfederek gelişimlerini doğru şekilde desteklemek olduğunu söyledi. Erken tanı ve doğru yönlendirmeyle çocukların sahip oldukları potansiyeli en iyi şekilde ortaya koyabileceklerini ifade eden Türkkal, “Erken destek, bir çocuğa verilebilecek en değerli hediyedir.” sözleriyle konuşmasını tamamladı.
Muhabir: Mehmet Rıza Taşdöven
Kameraman: Şuğra Ünlü
Röportajın tamamını buradan dinleyebilirsiniz.
Radyo Ki