MEME KANSERİNDE FARKINDALIK HAYAT KURTARIYOR
Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları ve Tıbbi Onkoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Devrim Çabuk, Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında Radyo Kİ’nin konuğu oldu. Hastalıkta erken tanının hayat kurtardığını vurgulayan Prof. Dr. Çabuk, her sekiz kadından birinin meme kanseri riski taşıdığını hatırlatarak 40 yaşından İtibaren düzenli mamografi taraması yaptırılması uyarısında bulundu.
“Ailemde Yok” Algısı En Sık Yapılan Hata
Meme kanserinin kadınlarda en sık görülen kanser türü olduğunu belirten Prof. Dr. Devrim Çabuk, taramaların önemine dikkat çekti. Toplumda en sık karşılaşılan yanlış algılardan birinin “Ailemde meme kanseri yok, o yüzden bende olmaz” düşüncesi olduğunu ifade eden Prof. Dr. Çabuk, tüm meme kanserlerinin yalnızca %10’unun genetik geçişli olduğuna dikkat çekti. Hayat boyu her sekiz kadından birinin meme kanseri olma riskinin bulunduğunu belirten Prof. Dr. Çabuk, aile öyküsü olmasa bile tüm kadınların kontrollerini düzenli yaptırması gerektiğini vurguladı. Ayrıca her kanserin ağrılı olmadığını, memede fark edilen en ufak bir değişikliğin veya ele gelen lezyonun mutlaka bir hekime başvurmak için yeterli bir neden olduğunu belirten Prof. Dr. Çabuk, meme kanserinin genç kadınlarda da görülebildiğinin altını çizdi.
“Erken Evre, Tedavi Başarısını Doğrudan Artırıyor”
İç hastalıkları ve onkoloji penceresinden bakıldığında kanser tedavisinde en önemli faktörün “evre” olduğunun altını çizen Prof. Dr. Çabuk, hastalık ne kadar erken evrede yakalanırsa iyileşme ve tedavi başarısının o kadar yüksek olduğunu söyledi. Prof. Dr. Çabuk, çok erken evrelerde yalnızca cerrahi müdahale ile hastalıktan tamamen kurtulmanın mümkün olabildiğini, koltuk altına yayılan veya ilerleyen durumlarda ise cerrahi, kemoterapi, radyoterapi ve hormonal tedaviler gibi pek çok seçeneğin devreye girdiğini belirtti.
Ana Tarama Yöntemi Mamografi
Hastalığın genç kadınlarda da görülebildiğini ve her zaman ağrı ile belirti vermediğini söyleyen Prof. Dr. Çabuk, memede fark edilen en ufak bir değişikliğin veya ele gelen lezyonun hekime başvurmak için yeterli bir neden olduğunun altını çizdi. 20’li yaşlardan itibaren kişinin kendi kendini muayene etmesinin önemine değinen Çabuk, kesin teşhise götüren asıl tarama yönteminin mamografi olduğunu ve 40 yaşından itibaren her yıl düzenli olarak yapılması gerektiğini belirtti. Çabuk ayrıca, yoğun meme dokusuna sahip genç hastalarda ultrason ve meme MR gibi yardımcı tekniklerin de kullanılabileceğini sözlerine ekledi.
“Hekim Onayı Olmadan Takviye Kullanmayın”
Kanser tanısının başlangıçta korku ve belirsizlik yarattığını ancak hastaların tedavi sonrasında uzun yıllar normal yaşamlarına devam edebildiğini belirten Prof. Dr. Çabuk, tedavi sürecindeki psikolojik ve fiziksel desteğin önemine değindi. Sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz, yoga ve pilates gibi aktivitelerin eklem ağrılarını ve tedavinin yan etkilerini azalttığını ifade eden Prof. Dr. Çabuk, hasta yakınlarına “Bu süreçte hastayı çok fazla kısıtlamayın ve normal hayattan koparmayın. Ayrıca hekimin bilgisi ve onayı olmadan bitkisel ürünlere veya vitamin takviyelerine kesinlikle yönelmeyin” uyarısında bulundu.
Muhabir: Büşra Eser
Kameraman: Güljan Muhammed
Haberin devamına buradan ulaşabilirsiniz.
Radyo Ki