AKADEMİK OLARAK ÇOK İYİ BİR KONUMDAYIZ
Kocaeli Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Süreyya Temel, Radyo K.İ.’de katıldığı Güne Bakış programın da Güzel Sanatlar Fakültesini anlattı.
2024 Yükseköğretim Kurumları Sınavı sonuçlarının açıklanmasıyla birlikte adaylar tercih dönemine girecek. Üniversite adaylarının geleceğini belirleyen YKS sınavının sonuçları, ÖSYM’nin, yaptığı duyuruya göre 17 Temmuz’da açıklanacak.
Tercih dönemi boyunca öğrencilerin Kocaeli Üniversitesi hakkında bilgi sahibi olabilmeleri için Fakülte Dekanları ve Yüksekokul müdürleri Radyo K.İ.’de hafta içi her gün canlı olarak yayınlanan Güne Bakış Programına konuk oluyorlar. Bu kapsamda, Kocaeli Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Süreyya Temel, tercih yapacak öğrenciler için fakülte hakkındaki sorularımızı cevapladı. Dekan Prof. Dr. Süreyya Temel, fakültenin fiziki koşulları, uygulama alanları, eğitim yapısı, burs olanakları ve mezun öğrencilerin kariyer süreçleri ile ilgili bilgiler verdi.
Öncelikle bize fakültenizden biraz bahsedebilir misiniz? Kaç bölüm var? Öğrenci sayımız nedir? İkinci öğretim programlarımız var mı?
Fakültemizde 9 bölümümüz var. Altı tane plastik sanatlar da fotoğraf, geleneksel Türk sanatları, grafik tasarım, heykel, resim, seramik olmakla beraber sahne ve görüntü sanatları var. Müzik bölümümüz var. Performans ve müzikoloji ana sanat dalları ile birlikte. Bir de sahne sanatları bölümümüz var. Drama yazarlığı ve dramaturji ana sanat dalı. Sahne tasarımı ana sanat dalı, oyunculuk ana sanat dalı olmak üzere toplam sekiz bölümümüz var. Bir bölüm daha var, orada öğrenci almıyoruz. Orası servis bölümü. Temel eğitim bölümü. Diğer bölümlere ders hizmeti veriyor. Öğrencimiz yok o bölümde. Dolayısıyla toplamda 9 bölümümüz olmuş oluyor. Aslında çok bölümlü bir fakülteyiz.
Hocam Güzel Sanatlar Fakültesini tercih edecek öğrencilerimiz için fakültemizi biraz da fiziki yapısıyla konuşalım. Güzel Sanatlar Fakültesi nerededir? Kampüs olanakları nasıldır? Derslikler, kütüphane ders çalışma ve dinlenme alanları nasıldır?
Aslında bu konuya çok temas etmesek çok iyi olacak. Güzel Sanatlar Fakültesi’nin ruhu, ruhsal yapısı olarak herhangi bir binaya sonradan girmesi mümkün olmuyor. Yani kimyamız gereği bize özel yapılmış binalarda olmamız gerekiyor. Ama maalesef şu an Anıtpark’ta olan yerleşkemiz, 2012’den önce Hereke’de eğitim-öğretim hayatına devam ediyordu. Oradaki imkanlar sanat için çok daha uygunken, sonradan yapılmış bir binanın içine yerleşmeye çalıştık. Fakat bizim kendi bölümlerimizin özel atölyeleri, sahneleri ve konferans alanları olmak zorunda olduğundan açıkçası fiziki alanlarımız bizleri çok mutlu etmiyor. Çünkü içeriden dönüşmeye çalışıyoruz sürekli. Bu bağlamda yetersiz demeyeceğim imkanlarımız elverdiği kadar eğitim öğretimi optimal seviyede yürütmeye çalışıyoruz diyebilirim. Fakat şehrin merkezindeyiz. Sanatın olması gerektiği gibi halkla iç içe olmak zorunluluğu olduğundan dolayı biz şu an Kocaeli’nin merkezinde Anıtpark yerleşkesinde eğitim öğretimi hayatımızı devam ettiriyoruz.
Uygulama alanları ya da benzeri imkanlar hakkında bilgi verebilir misiniz?
Sahne sanatları bölümünde uygulama sahnemiz var. Doğal olarak yaptığımız işin uygulama kısmının orada yürütülmesi bağlamında bir uygulama sahnemiz var, atölye sahnemiz. Diğer atölye ihtiyacı olan bölümlerimiz de heykel bölümü buna iyi bir örnek, seramik iyi bir örnek. Büyük fırınlarımızın olduğu atölyelerimiz var. Kaynak atölyelerimiz var, ahşap, metal, heykel bölümü için. Müzik bölümü için sınıftan dönüştürme konser salonumuz, mini bir konser salonumuz var. Her ne kadar yeterli olmasa da. Fakat imkanlar dahilinde şu an eğitim, öğretime optimal düzeyde fayda verdiğini düşünüyorum. Bunun yanı sıra En baştaki soruda da söylediğim gibi her bölümün kendine has özellikleri olduğu için kendine has laboratuvarları olmak zorunda. Dolayısıyla kendi ihtiyaçlarımızı giderecek kadar atölyelerimiz mevcut diyebilirim.
Eğitim olanaklarından devam edelim, fakültenizin yurt dışı eğitim olanakları nelerdir? Öğrencilerimiz için kurulan yurtdışı iş birlikleri hakkında bilgi verebilir misiniz?
Evet, normalde her fakültede olduğu gibi bizde de Farabi, Erasmus ve Mevlâna burslarından ve öğrenci değişiminden yararlanan öğrencilerimiz oldu. Ama aktif olarak Erasmus’tan faydalanıyoruz, onu kullanıyoruz. Diğer değişim programları son birkaç senede çok zayıfladı. Bazıları kapandı artık, işlevsiz hale geldi. Ancak fakültemizin şöyle bir özelliği var. Avrupa’da ELIA Network adlı sanat okulları dolaşım sistemi var. Yani bu sistem aslında elit okulların olduğu bir sistem, çok fazla da bilinmiyor ülkemizde. 2008-2015 yılları arasında Güzel Sanatlar Fakültemizin ELIA Network’üne dahil olduğunu buradan söylemek istiyorum. Daha sonra biz çıkmak zorunda kaldık. Bu network de Avrupa’daki bütün sanat okullarıyla iletişim içinde oluyorsun. Dünyadaki çağdaş sanatın nabzının tutulduğu önemli bir network fakat 2015 yılından sonra katılamamaya başladık. Çünkü yıllık bir ücreti var, 1500 euro gibi bir ücret ödememiz mümkün olmuyor. Maalesef ekonomik durumlardan dolayı. Ancak bunun çok önemli olduğunu ben hissediyorum ve arkadaşlarımla da paylaşıyorum. Bir fırsatını bulursak tekrar ELIA’ e dönüş yapacağız. Hatta zaman zaman da e-posta geliyor oradan bize, bu sene gelin, bu sene sizden olsun, önümüzdeki sene bizden olsun gibi promosyonlar yapıyorlar. Ülkemiz için çok önemli bir ağ, öyle diyeyim. Yani elit üniversitelerden birkaç üniversite vardı. Bir tanesi de bizdik orada.
Güzel Sanatlar Fakültesi yan dal/çift anadal imkânı sağlıyor mu? Bu konuda bilgi verebilir misiniz?
Bizim çift anadal yaptığımız programlarımız var. Hatta başka fakültelerle yapmaya çalışıyoruz. Mesela kendi bölümüm sahne sanatları bölümü. Hem müzik bölümüyle yapıyor hem resim bölümüyle çünkü bizde üç ana sanat dalı var hem plastik hem oyunculuk. Yani sahne tasarımı plastik alana giriyor. Oyunculuk ve dramatik yazarlık da daha kapsamlı bir alana giriyor. Ana sanat dalları kendi içinde çap yaptığı gibi başka bölümlerde de yapıyor. Mesela resim ve müzik bölümüyle de yapıyoruz. Aynı zamanda İletişim Fakültesiyle de yapıyoruz. Bu pek herhalde görülmüş bir şey değil. Felsefe bölümüyle de yaptığımız oldu zamanında. Fakat şu son birkaç senedir bir seyrelme hissediyorum konuyla ilgili. Eskiden çok daha fazla ilgi vardı Çift Anadal’a öğrenciler tarafından ama şu an o popülaritenin kalmadığını görüyorum.
Fakültenin burs olanakları nelerdir? Öğrencilerine ne tür imkânlar sağlıyor?
Öğrenciler adına ben cevap vermeye çalışayım, açıkçası bir burs olanağımız olmuyor ancak kendi sanatsal imkânlarımızla yarattığımız mini burslarımız oluyor. Bunun yanı sıra okulumuzun, üniversitemizin vermiş olduğu burslar var. Bu zaten fix, yani her fakülteye verdikleri gibi bize de veriyorlar. Ancak bizim kendi mini çabalarımızla yapmış olduğumuz burslar var. Mesela bir tane örnek vereyim, bir doktora öğrencimi bu sene KA-1 Projesi’yle Indiana Üniversitesi’ne gönderdim. Orada eş danışman Richard Kemp ile tanıştık. O da bizi Uluslararası Sanat Sempozyumu’na çağrılı konuşmacı olarak davet etti. Orada mini bir bedel belirlemek zorundayız katılımcılar için. Bu belirlediğimiz bedeli bizim bölümün öğrencilerine burs olarak hediye ettik. Mesela böyle küçük imkânlar yaratabiliyoruz kendi çapımızda. Biz de onu kendi öğrencilerimize kullanıyoruz.
Peki, Güzel Sanatlar Fakültesinden mezun olan bir öğrenci yurt dışında da diplomasını kullanabilir mi? Denklik süreçleri hakkında bilgilendirebilir misiniz?
2010-2012 yılları arasından sonra başlayan Erasmus programıyla birlikte bizim AKTS’ler ve denklik programlarımız Avrupa’daki bütün üniversitelerle denk oldu. Dolayısıyla bu bağlamda transkriptinin denk olduğu bir programda diplomanın da denk olacağını düşünüyorum. Muhakkak iyi sanatçılarımız, iyi notlarla buradan mezun olup yurt dışında işler yapıyorlar. Bunların hepsi var bizde. Tanık oluyoruz öğrencilerimizde.
Fakülteden mezun olan bir öğrenci için iş olanakları hakkında bilgi verebilir misiniz? Mezunlarımız hangi alanlarda çalışabiliyor?
Bizim Güzel Sanatlar Fakültesi adı üstünde art-ist, sanatçı yetiştiriyor. Aslında öğrencilerimiz bunu bilerek geliyor. Yani ben bu üniversitede mezun olduğum zaman öğretmen olamam. Milli Eğitim bunlara da fırsat tanıyor ama çoğu olmak istemiyorlar. Mesleği küçük gördüğünden değil yanlış anlaşılmasın lütfen. Ben sanatçı olmak istiyorum zaten diyor. Eğitim disiplinimiz de öyledir bizim çok rahattır yani. Tempolu bir disiplinimiz yoktur, atölye programımız, eğitim disiplinimiz rahattır yani. Gelen öğrenci bilir ki diplomayı aldıktan sonra, piyasada ya kendi atölyemi kuracağım ya da uygun yerlerde çalışmaya bakacağım. Ancak mezun olan diplomasını kullanan, devlette işe girenler yok mu? Var tabii ki. Mesela sahne sanatlarında mezun olan öğrencilerimiz devlet tiyatrolarında. Ondan sonra devlet operasında, balede… Müzikten keza mezun olan sanatçılarımız devlet orkestralarında muhakkak açılan sınavlara giriyorlar. Dolayısıyla dediğim gibi daha çok ya serbest çalışmak durumunda kalıyorlar ya da çok nadir olarak açılan devlet sınavlarını takip etmek durumunda kalıyorlar. Bize gelen çocuklar bitireyim de hemen devlette ya da kadrolu bir işte başlayalım diye düşünmezler.
Hocam sizce bir öğrenci neden Kocaeli Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesini seçmeli?
Bir kere akademik olarak çok iyi bir konumda olduğumuzu buradan ifade etmek istiyorum. Çok iyi hocalarımız var. Sanat bağlamında zamanında cumhuriyet politikası olarak, cumhuriyetten sonra özellikle yurt dışına gönderilen birçok sanatçı yurda geri döndüğü zaman oradaki deneyimlerini burada aktararak bizdeki bazı sanat dallarının daha fazla gelişmesini sağlamış. Dolayısıyla bununla birlikte bir ivme yakalanmış. Bu ivme sonucu olarak çeviriler yapılmış, sanat tarihi kazandırılmış. Çok ünlü sanatçılar gelmiş, burada kurumlar kurmuşlar. Devlet Operası kurulmuş, Devlet Tiyatroları kurulmuş. Buralardan ikinci ve üçüncü kuşak olarak yetişen hocalarımız Kocaeli Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde kendilerine kadro bulmuşlar. Yani birkaç ekol vardır Türkiye’de işte konservatuar ekolü vardır, güzel sanatlar ekolü vardır. Buralarda mezun olan hocalarımız Kocaeli Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde buluşmuşlar ve burada çok güzel bir merkez, bir ekol yaratmışlar. Yani bizde İzmir mezunu var, 9 Eylül, Hacettepe var, Mimar Sinan var, Gazi var. Yani eğitim kökenli de var, serbest artist, konservatuar kökenli de var. Dolayısıyla bu karma düşünceden oluşan İnanılmaz çaplı bir eğitim var. Açıkçası benim son 3-5 senedir gözlemim buraya geldikten sonra. Bizim fakültemizin gerçekten elit bir fakülte olduğu, akademik düzeyde elit bir fakülte olduğu ve bizden mezun olan çocukların da bu bağlamda çok şanslı olduklarını düşünüyorum.
Peki, Güzel Sanatlar Fakültesinde eğitim almak isteyen bir öğrencinin sizce nasıl becerileri, özellikleri ya da yetenekleri olmalı?
Ailelerimiz çocuklarını nasıl yönlendirmeli? Bu bağlamda baskı yapmalı mı? Önlerini açmalı mı? Sorusunun cevabı aslında burada yatıyor. Şimdi çocuğun eğer içinde yeteneği varsa zaten ona kimse engel olamıyor. Şunu hiç duymadım ben, şuraya gireyim de burada sanat öğreneyim diye hiçbir öğrencimiz olmadı. Çünkü o girmiş bile olsa bir sene sonra başka bir fakülteye gider. Burası bana ait değil ben yapamıyorum der yani. Çünkü yetenek ve yaratıcılık çok önemli iki karakter oluyor öğrencilerimizde. Yani yetenekli biri değilse eğer, içinden bir his uyanmıyorsa sanata karşı, okuduğu zaman, baktığı zaman heyecanlanmıyorsa, sahneye çıktığı zaman, sahnede işte şarkı söylediği zaman içinden o heyecan gelmiyorsa maalesef olmaz. O tekrar geldiği yere geri gider. Bize ait değildir demektir. İstemek yetmiyor sadece. İstemek işin bir parçasıdır. Elbette ki istekli olacaktır. Zaten içeriden gelen bir dürtü diyeyim ben ona. Yani ona engel olamayız. İçgüdü diyeyim ben ona. Yani bütün canlılarda olan, kodumuza yerleştirilen içgüdü var. O bir dürtü yani. Ona engel olamayız. O olmak zorunda.
Son olarak Güzel Sanatlar Fakültesi’nin dekanı olarak tercih aşamasında olan aday arkadaşlarımıza tavsiyeleriniz nelerdir?
İlk olarak velilerimize tavsiyem şu, lütfen çocuklara, sanatla ilgilenen çocuklara yardımcı olsunlar. Uçmayı biliyorsa çocuğumuz bırakın uçsun, onu denize sokmayalım, aksi halde boğulur. Tekrar bize geri gelir çünkü. Evet, Şimdi bizim alanlarımızla ilgili en başta saymıştım yani plastik sanatlarımız var, sahne gösteri sanatlarımız var. Bunlarla ilgili çocuklar zaten çok bilinçliler, kurslara gidiyorlar genelde. Bizde bazı bölümlerde yaş sınırımız var. Mesela sahne sanatlarında yaş sınırımız var. Fakat diğer bölümlerde böyle bir yaş sınırımız yok. Yani 70 yaşında, 65 yaşında geçen sene mezun ettiğimiz bir abimiz vardı. Eşiyle beraber gelmişlerdi mezun ettik. Sanat aşkı yaş tanımıyor, zaman tanımıyor. Özel Yetenek Sınavlarımız da Eylül’ün ilk haftası olacak. İkisiyle beşi arası. Yani pazartesi başlayacağız, cuma günü bitirmiş olacağız. Bunun duyurularını da gerek kendi medyamızdan gerek üniversite medyamızdan duyurmaya çalışıyoruz. Yetenek sınavlarını Anıtpark kampüsünde bizzat kendimiz yapıyoruz ve şimdiden öğrencilerimize başarılar diliyorum.
Muhabir: Mehmet Karakuş
Kameraman: Fatih Arslanoğlu
Röportajın tamamını buradan dinleyebilirsiniz
Radyo Ki