ÇOCUK VE ERGENLERDE RUHSAL GELİŞİM SORUNLARI: ERKEN MÜDAHALE VE ÖNEMİ
Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi, Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. İrem Damla Çimen, çocukluk dönemi ruhsal bozuklukları ve bu bozuklukların erken dönemde tespiti İle tedavi sürecine dair önemli açıklamalarda bulundu. Çimen, çocukluk dönemindeki gelişimsel süreçlerin, ruhsal bozuklukların ortaya çıkmasında kritik bir rol oynadığını belirtti.
Doç. Dr. İrem Damla Çimen, çocukluk döneminde en sık karşılaşılan ruhsal bozuklukların dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (DEHB), özgül öğrenme güçlüğü, davranış bozuklukları, otizm, depresyon, konuşma ve dil sorunları ve anksiyete bozukluğu olduğunu söyledi. Doç. Dr. Çimen, idrar ve kaka kaçırmanın, ebeveynlerden ayrılmakta zorlanma ile gözlenen ayrılık anksiyetesi bozukluğunun ve selektif mutizmin daha küçük yaşlardaki çocuklarda daha sık görüldüğünü ifade etti. Ergenlik döneminde ise alkol-madde kötüye kullanımı, şizofreni ve bipolar bozukluk gibi sorunların küçük çocuklardan daha fazla görüldüğünü belirtti.
Doç. Dr. İrem Damla Çimen, depresyonun sadece yetişkinlerde görülen bir durum olarak algılanmaması gerektiğini, çocuklukta da görülebileceğini vurguladı. Depresyonun çocuklarda farklı belirtilerle kendini gösterdiğini ve bu belirtilerin genellikle huzursuzluk, kolay sinirlenebilme, sık ağlama, karın-baş ağrısı gibi bedensel belirtiler şeklinde görülebildiğini açıkladı. Doç. Dr. Çimen, depresyonun geç fark edilmesi durumunda, çocukların akademik başarılarında, sosyal ilişkilerinde ve ruhsal sağlıklarında kalıcı olumsuz etkiler görülebileceğini belirtti.
Doç. Dr. İrem Damla Çimen, aile içindeki şiddet, boşanma ve diğer stresli durumların çocuklarda kaygı, depresyon ve davranım bozukluğu gibi ruhsal bozukluklara yol açabileceğini söyledi. Bu tür ailevi sorunların, ergen veya çocuğun dış dünyada da olumsuz etkiler yaratmasına neden olabileceğine dikkat çeken Doç. Dr. Çimen, özellikle şiddet gören çocukların sosyal ilişkilerinde bozulmalar ve madde kullanımına yönelme gibi problemler yaşayabileceğini belirtti.
Anksiyete bozukluğunun çocuklarda sıkça görülen bir durum olduğunun altını çizen Doç. Dr. İrem Damla Çimen, anksiyeteyi çocuklarda genellikle ayrılık anksiyetesi ve özgül fobi gibi belirtilerle gözlemlediklerini söyledi. Çocuklardaki anksiyetenin erken dönemde fark edilmesinin, tedavi sürecinde çok önemli bir rol oynadığını belirtti.
Bipolar bozukluğun ergenlik döneminde yetişkinlerden farklı şekilde kendini gösterebileceğini söyleyen Doç. Dr. İrem Damla Çimen, bu dönemdeki belirtilerin mani ve depresyon şeklinde görüldüğünü, mani döneminin ise aşırı enerjik, canlı ve çok konuşkan olma gibi belirtilerle kendini gösterdiğini ifade etti. Erken müdahale edilmediği takdirde, bu bozukluğun toplumsal ilişkilerde ve akademik yaşamda ciddi problemlere yol açabileceğini vurguladı.
Ergenlik dönemi hakkında konuşan Doç. Dr. İrem Damla Çimen, bu dönemde kimlik gelişiminin olduğunu ve biyolojik değişimlerin yoğunlaştığını, bu dönemin sağlıklı atlatılamamasının psikolojik bozuklukların ortaya çıkması için uygun zemin hazırlayabileceğini belirtti. Ergenlikteki gelişimsel değişimlerin, psikolojik bozuklukların daha karmaşık hale gelmesine yol açabileceğini söyledi.
Doç. Dr. İrem Damla Çimen, DEHB’nin tedavi edilmediği takdirde hem çocukluk hem de ergenlik döneminde ciddi zorluklara yol açabileceğini belirtti. Doç. Dr. Çimen, bu bozukluğun ergenlik döneminde sosyal ilişkilerde zorlanma, otorite figürlerine karşı gelme gibi sorunları beraberinde getirebileceğini söyledi.
Doç. Dr. İrem Damla Çimen, çocukluk döneminde yaşanan travmaların, ergenlikte ve yetişkinlikte uzun vadeli psikolojik yükler oluşturabileceğini ifade etti. Travma sonrası stres bozukluğunun, zamanla daha karmaşık hale geldiğini ve kişinin çevresinde kendini savunmasız hissetme gibi durumlara yol açabileceğini belirtti. Doç. Dr. İrem Damla Çimen, bu durumu tedavi ederken anlayışla yaklaşmanın çok önemli olduğunu vurguladı.
Ergenlikte aşırı stresin, bireylerin yetişkinlik dönemindeki ruhsal sağlıklarını olumsuz etkileyebileceğini söyleyen Doç. Dr. İrem Damla Çimen, bu dönemin sağlıklı bir şekilde atlatılmasının ilerleyen yaşlarda psikolojik sorunların önlenmesinde büyük bir öneme sahip olduğunu belirtti. Doç. Dr. İrem Damla Çimen ergenlik dönemiyle ilgili stresin uygun yönetilememesi sonucunda kaygı ve depresyon gibi sorunlara yol açabileceğini ve bunların daha da derinleşebileceğini belirtti.
Son olarak, Doç. Dr. İrem Damla Çimen, erken dönemde yapılan müdahalelerin, çocukluk dönemindeki ruhsal bozuklukların yönetilmesi için kritik bir öneme sahip olduğunu söyledi. Erken tanı ile bu bozuklukların şiddeti artmadan ya da başka ruhsal bozukluklar eklenmeden tedavi edilebileceğini belirten Doç. Dr. Çimen, erken müdahalenin bu bozuklukların daha yönetilebilir olmasını sağladığını vurguladı. Ayrıca ruhsal sorunların gelişiminin önlenmesinin, tedavi sürecinden daha etkili bir yaklaşım olduğunu söyledi.
Muhabir: Buse Gül Turan
Kameraman: Enes Badem
Röportajın tamamını buradan dinleyebilirsiniz.
Radyo Ki