DÜNYA OSTEOPOROZ GÜNÜ’NDE ERKEN TANI VE HAREKET VURGUSU
Radyo K.İ.’ye konuk olan Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı Başkanı ve Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Zeynep Cantürk, Dünya Osteoporoz Günü kapsamında kemik erimesi süreci, risk faktörleri, doğru beslenme ve güncel tedavi yöntemlerine dair önemli açıklamalarda bulundu.
Uzayan yaşam süresiyle birlikte görülme sıklığı hızla artan osteoporozda, kemik dokusunun zayıflayarak süngerimsi ve kırılgan bir yapıya dönüştüğüne dikkat çeken Prof. Dr. Cantürk, Türkiye’de 50 yaş üzerindeki her dört kişiden birini etkileyen bu tablonun bir kader olmadığını vurguladı. Çocukluk çağında kazanılacak doğru beslenme ve egzersiz alışkanlıklarıyla hastalığın önlenebileceğini, erken tanı ile ise tedavi edilebileceğini belirten Prof. Dr. Cantürk, günümüz tıbbında başarılı tedavilerin de mümkün olduğunu ifade etti.
“Osteoporoz Kırık Oluşana Kadar Belirti Vermeyen Sessiz Bir Hırsızdır”
Osteoporozun genellikle kırık meydana gelene dek hiçbir klinik belirti vermediğinin altını çizen Prof. Dr. Cantürk, hastalığın sessiz bir hırsız gibi ilerlediğini vurguladı. Yaygın inanışın aksine kemik erimesinin tek başına sırt veya boyun ağrısına yol açmadığını belirten Prof. Dr. Cantürk, ağrının ancak kemikte kırık geliştiğinde ortaya çıktığını ifade etti. Dünyada her üç saniyede bir osteoporoza bağlı kırık yaşandığına dikkat çeken Prof. Dr. Cantürk, 50 yaşın üzerindeki her üç kadından ve her beş erkekten birinde bu durumun görüldüğünü kaydetti. Hastaların gençlik boylarına kıyasla 4 santimetre ve üzerinde kısalma yaşamasının veya omurgada kamburlaşma başlamasının gizli bir omurga kırığının habercisi olabileceğine işaret eden Prof. Dr. Cantürk, kamburluğun yalnızca estetik bir problem olmadığını sözlerine ekledi. Prof. Dr. Cantürk, bu deformasyonun akciğer, kalp ve sindirim sistemi organlarını baskılayarak yaşam süresini kısaltan ciddi bir tablo olduğu uyarısında bulundu.
Korkulan Tablo: Kalça Kırıkları ve Hayati Risk
Osteoporoz kaynaklı travmalarda en sık el bileği kırıkları görülüyor. Ancak en tehlikeli tabloyu kalça kırıkları oluşturuyor. Prof. Dr. Cantürk, kalça kırığı geçiren ileri yaştaki hastaların yaklaşık yüzde 20’sinin ilk iki yıl içinde hayatını kaybettiğine dikkat çekti. Basit bir hapşırma veya hafif bir düşmeyle bile ciddi kırıkların oluşabildiğini belirten Cantürk, ameliyat süreçlerindeki tehlikelere değindi. İleri yaştaki hastalarda görülen ek hastalıkların ve yağ embolisi riskinin cerrahi müdahaleleri büyük oranda zorlaştırdığını ifade etti. Prof. Dr. Cantürk, özellikle kalça kırıklarının kalıcı sakatlık yaratarak hastayı başkalarına bağımlı hale getirdiğini ve yaşam kalitesini olumsuz etkilediğini kaydetti.
“Osteoporoz Aslında Bir Çocukluk Çağı Hastalığıdır”
Osteoporozun aslında bir çocukluk çağı hastalığı olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Zeynep Cantürk, sorunun temellerinin gençlik yıllarında atıldığını vurguladı. Kemik gelişiminin 20-25’li yaşlara kadar sürdüğünü hatırlatan Prof. Dr. Cantürk, bu sürecin yüzde 75 genetiğe, yüzde 25 ise beslenme ve fiziksel aktiviteye bağlı olduğunu kaydetti. Hastalığın yıllarca sessizce ilerleyip belirtilerini erişkinlik döneminde verdiğini belirten Prof. Dr. Cantürk, süreci bir ” doruk kemik kitlesi” yatırımı olarak tanımladı. Prof. Dr. Cantürk, gençlikte bu bankaya ne kadar iyi yatırım yapılırsa, ileri yaşlardaki kemik kaybının da o kadar az hissedileceğini ifade etti. Özellikle öğrencilere sağlıklı beslenme uyarılarında bulunan Prof. Dr. Cantürk, kemik kütlesini korumak için paketli gıdalardan uzak durulmasını kalsiyumlu gıda tüketmelerini önerdi. Gençlere atıştırmalık olarak kuru yemiş, kuru meyve, süt ve süt ürünlerini bol tüketmelerini tavsiye eden Prof. Dr. Cantürk, asitli ve aşırı kafeinli içeceklerin ise kesinlikle bırakılması gerektiğinin altını çizdi.
Zayıflık, Hareketsizlik ve İlaç Kullanımı Riski Artırıyor
Hastalığı tetikleyen başlıca risk faktörlerine değinen Prof. Dr. Cantürk, erken menopoz, genetik yatkınlık, sigara ve alkol tüketiminin bu süreçte başı çektiğini belirtti. Özellikle aşırı zayıflığın kemik erimesine adeta davetiye çıkardığına dikkat çeken Prof. Dr. Cantürk, vücut ağırlığının 57 kilonun ve Vücut Kitle İndeksi’nin 19’un altında olmasının riski ciddi şekilde artırdığını ifade etti. Kemik kalitesini bozan diğer tıbbi etkenleri de sıralayan Prof. Dr. Cantürk, uzun süreli kortizon kullanımı, romatizmal rahatsızlıklar, çölyak gibi emilim bozuklukları ile hormon baskılayıcı kanser tedavilerinin “sekonder (ikincil) osteoporoza” yol açtığını kaydetti. Hastalığın yalnızca kadınları tehdit etmediğinin de altını çizen Prof. Dr. Cantürk, erkeklerde yaşlanma ve hormonal eksikliklere bağlı olarak 50 yaşından sonra kemik sağlığının ciddiyetle takip edilmesi gerektiğini vurguladı.
Muhabir: Bilge Özdemir
Kameraman: Aysima Özdemir
Haberin devamına buradan ulaşabilirsiniz.
Şunlar da hoşunuza gidebilir
Bunları da okuyabilirsin
Radyo Ki