ÇATIŞMA BÖLGELERİNDE ÇOCUK HAKLARI
Kocaeli Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden Dr. Öğr. Üyesi Murat Esmer, Radyo Kİ’de katıldığı Güne Bakış programında çatışma bölgelerindeki çocukların hukuki durumunu değerlendirdi
Dr. Öğr. Üyesi Esmer, Uluslararası Ceza Mahkemesi’ni kuran Roma Statüsü uyarınca 15 yaş altındaki çocukların silah altına alınmasının hem uluslararası hem de uluslararası olmayan çatışmalarda bir savaş suçu olduğunu vurguladı. Uluslararası hukukta çocukların korunmasına yönelik olarak birbirini tamamlayan insan hakları hukuku ve insancıl hukuk olmak üzere iki temel rejimin bulunduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Esmer, 4 numaralı Cenevre Sözleşmesi uyarınca çocukların sivil statüsünde kabul edildiklerini ve bu sayede sivillere sağlanan tüm korumalardan en geniş şekilde yararlanabildiklerini ifade etti.
Çocukların yüksek kırılganlıkları nedeniyle savaş hukukunda pozitif ayrımcılık içeren özel düzenlemelerle desteklendiğini kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Esmer, bu kapsamda çocukların yaşam hakkının mutlak suretle korunduğunu, eğitim kurumları, hastaneler ve sivil yerleşim yerlerinin hedef alınmasının kesin bir dille yasaklandığını dile getirdi. Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin herhangi bir derogasyon yani askıya alma hükmü içermediğine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Esmer, çatışma koşulları ne kadar ağır olursa olsun devletlerin sözleşme yükümlülüklerine sadık kalması gerektiğini ancak kağıt üzerindeki bu düzenlemelerin uygulamada her zaman aynı kolaylıkla hayata geçirilmediğini belirtti.
Uluslararası Ceza Hukukunda, silah altına alınma-çatışmalarda aktif olarak yer alma eylemlerinin savaş suçu sayılmasında yaş sınırının 15 olarak uygulandığını söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Esmer, bu yaş sınırının 18’e yükseltilmesi yönünde uluslararası hukuk alanında çalışmaların devam ettiğini aktardı. Savaşın sadece hukuk kurallarıyla çözülemeyecek kadar karmaşık bir yapıya sahip olduğuna değinen Dr. Öğr. Üyesi Esmer, Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin 39. maddesi gereğince çatışma sonrası süreçte çocukların psikolojik ve sosyal olarak topluma yeniden entegre edilmesinin devletler için hukuki bir zorunluluk olduğunu hatırlattı.
Toplumsal farkındalığın artırılması noktasında sivil toplum kuruluşları, sosyal medya ve vatandaş gazeteciliğinin büyük bir güce sahip olduğunu ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Esmer, hukuk fakültelerinde yürütülecek çalışmaların ve hazırlanacak sade dilli bilgilendirme broşürlerinin toplumun bilinçlenmesinde kritik rol oynayacağını belirterek sözlerini tamamladı.
Muhabir: Büşra Eser
Kameraman: Şuğra Ünlü
Röportajın tamamını buradan dinleyebilirsiniz
Radyo Ki