YAPAY ZEKÂ ÇAĞINDA MEDYA OKURYAZARLIĞI
Bilgi kirliliğinin ve yapay zekâ üretimi içeriklerinin hızla arttığı günümüzde, medya okuryazarlığı hayati bir önem kazandı. Radyo K.İ.’nin Güne Bakış Programına konuk olan Kocaeli Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümünden Doç. Dr. Gürsoy Değirmencioğlu, geleneksel medya okuryazarlığından yapay zekâ okuryazarlığına evrilen süreci ve bu zorunlu dönüşümü değerlendirdi
Geleneksel medya okuryazarlığından yapay zekâ okuryazarlığına evrilen süreci ele alan Doç. Dr. Değirmencioğlu, dijital dünyada doğru bilgiye ulaşmanın artık bir tercihten ziyade hayati bir zorunluluk olduğunu belirtti. Medya okuryazarlığını, içeriğe erişme, analiz etme, değerlendirme ve paylaşım süreci olarak tanımlayan Doç. Dr. Değirmencioğlu, günümüzde sadece içeriği okumanın yeterli olmadığını vurguladı. Dijital içeriklerin ötesine geçilmesinin gerektiğini belirten Doç. Dr. Değirmencioğlu, yapay zekâ botları ile algoritmaların işleyişine de hâkim olunması gerektiğine dikkat çekti. İletişim teknolojilerindeki dönüşümle birlikte kavramın şekil değiştirdiğini ifade eden Doç. Dr. Değirmencioğlu, sürecin önce yeni medya okuryazarlığına, ardından yapay zekâ teknolojilerinin dâhil olmasıyla “yapay zekâ okuryazarlığına” doğru evrildiğini söyledi.
“Eğitim Küçük Yaşta Başlamalı”
Türkiye’de 2006 yılından bu yana ortaöğretimde seçmeli ders olarak yer alan medya okuryazarlığının sadece bir müfredat konusu değil, bir yaşam pratiği haline getirilmesi gerektiğini savunan Doç. Dr. Değirmencioğlu, bu konuda Finlandiya örneğine dikkat çekti. Finlandiya’da çocukların henüz 3 yaşındayken bu eğitimle tanıştığını belirten Doç. Dr. Değirmencioğlu, Türkiye’de de bu bilincin okul öncesi seviyeye indirilmesinin hayati bir gereklilik olduğunu vurguladı.
Yapay Zekâ ve Deepfake Tehdidine Karşı “Dijital Teyit” Çağrısı
İnternet mecrasının artık yapay zekâ botları ve gerçeğinden ayırt edilmesi güç deepfake videoları tarafından domine edildiğine dikkat çeken Doç. Dr. Değirmencioğlu, kullanıcı alışkanlıklarının da bu yönde değiştiğini vurguladı. Bilgiye ulaşmak için geleneksel arama motorlarından ziyade doğrudan yapay zekâ araçlarına yönelimdeki artışa işaret eden Doç. Dr. Değirmencioğlu, bu yeni hibrit yapının ciddi bir dezenformasyon riski taşıdığını belirtti. Dijital evrendeki bu büyük manipülasyon tehdidinden korunmanın tek yolunun “içeriği kaynaktan sorgulamak” olduğunu ifade etti. Doç. Dr. Değirmencioğlu, her paylaşılan içeriğin “doğru” kabul edilmeden önce mutlaka profesyonel doğrulama mekanizmalarından geçirilmesi gerektiğinin altını çizdi.
Türkiye İçin Müfredat Güncellemesi Şart
Medya okuryazarlığı eğitiminde İletişim Fakültesi mezunlarının aktif rol alması gerektiğini savunan Doç. Dr. Değirmencioğlu, bu derslerin formasyon almış iletişimciler tarafından verilmesinin hem eğitimin niteliği hem de sektördeki istihdam sorunu açısından önemli olduğunu belirtti. Avrupa Birliği’nin 2024 yılında yürürlüğe giren ve “insan odaklı” bir yaklaşımı hedefleyen Yapay Zekâ Tüzüğü’ne dikkat çeken Doç. Dr. Değirmencioğlu, Türkiye’nin de bu küresel standartlar ışığında kurumsal ve müfredat düzeyindeki adımlarını hızlandırması gerektiğini ifade etti. Doç. Dr. Değirmencioğlu, programın sonunda sosyal medyada karşılaşılan her içeriğe şüpheyle yaklaşılması, analiz edilmeden hiçbir bilgiye güvenilmemesi ve dijital içeriklerin mutlaka bir akıl süzgecinden geçirilmesi çağrısında bulunarak sözlerini noktaladı.
Muhabir: Leman Yalçın
Kameraman: Harun Efe Taşkara
Röportajın tamamını buradan dinleyebilirsiniz
Radyo Ki