PROF. DR. ÖZKÜRKÇÜGİL: ORGAN BAĞIŞINDA SON KARAR AİLENİN
Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Cüneyt Özkürkçügil, organ bağışında en büyük sorunun kadavradan nakil sürecinde yaşandığını belirterek, beyin ölümü gerçekleşen bağışçıların organlarının nakledilebilmesi İçin aile onayının da yasal olarak zorunlu olduğunu hatırlattı. Özkürkçügil, organ bağışı yapmak isteyen vatandaşlara bu kararlarını hayattayken aileleriyle paylaşmaları çağrısında bulundu.
Organ Bağışı Haftası kapsamında Radyo Kİ’nin Güne Bakış programına konuk olan Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Cüneyt Özkürkçügil, Türkiye’de organ bağışının mevcut durumunu, nakil süreçlerinde yaşanan sorunları ve toplumdaki önyargıları değerlendirdi. Organ bağışının yalnızca tıbbi bir işlem değil, hayat kurtaran önemli bir dayanışma ve toplumsal sorumluluk olduğunu vurgulayan Özkürkçügil, Sağlık Bakanlığı bünyesinde yürütülen organ nakli organizasyonunun liyakat esaslı ve sorunsuz işleyen bir yapıya sahip olduğunu belirtti.
Bağışçı kartı tek başına yetmiyor
Prof. Dr. Özkürkçügil, e-Devlet veya sağlık kuruluşları aracılığıyla organ bağışında bulunmanın ve bağışçı kartı taşımanın tek başına yeterli olmadığını vurguladı. Beyin ölümü gerçekleşen kişinin organlarının bağışlanabilmesi için aile onayının da yasal olarak gerekli olduğunu hatırlatan Özkürkçügil, ailelerin böyle bir kayıpla karşı karşıya kaldıkları anda yaşadıkları derin üzüntü ve duygusal hassasiyet nedeniyle bağışa onay vermekte zorlanabildiğini belirtti. Bu nedenle Özkürkçügil, organ bağışında bulunmak isteyenlerin kararlarını hayattayken aileleriyle paylaşmaları gerektiğini vurguladı.
Önyargılar ve şehir efsaneleri aşılmalı
Bağış oranlarını düşüren en önemli etkenler arasında dini endişeleri, vücut bütünlüğünün bozulacağı korkusunu ve toplumda dolaşan yanlış inanışları sayan Özkürkçügil, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın organ bağışının dini açıdan uygunluğuna ilişkin net açıklamaları bulunduğunu hatırlattı. Organ bağışçılarının hastanelerde farklı muamele göreceği veya sağlık hizmetlerinden yeterince yararlanamayacağı yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını belirten Özkürkçügil, bu tür söylemleri şehir efsanesi olarak nitelendirdi. Hekimlerin organ bağışına büyük saygı duyduğunu vurgulayan Özkürkçügil, bağışçı olmanın kişinin alacağı tıbbi bakımı olumsuz etkileyeceği yönündeki endişelerin bilimsel bir dayanağı bulunmadığını ifade etti.
Beyin ölümünün geri dönüşü yok
Bitkisel hayat ile beyin ölümü arasındaki farka özellikle değinen Özkürkçügil, beyin ölümünün tıbben ve hukuken geri dönüşü olmayan kesin bir ölüm olduğunu açıkladı. Kadavra haline gelen bir kişinin organlarını bağışlayarak yatağa bağımlı yaşayan bir hastaya yeniden hayat verebileceğini anlatan Özkürkçügil, ABD’deki eğitimi sırasında beyin ölümü gerçekleşen bir gençten alınan organların jetle taşınarak hayat kurtardığına tanık olduğunu, aynı kusursuz organizasyonun bugün Türkiye’de de başarıyla uygulandığını kaydetti. Özkürkçügil, organ bağışı konusunda kararsız olan vatandaşlara ve özellikle gençlere korkmamaları çağrısında bulunarak, yapılacak bir bağışın başka bir insana yaşam şansı verebileceğini hatırlattı.
18 yaşını dolduran herkes bağışçı olabilir
Bağışçı olabilmenin koşullarını da açıklayan Özkürkçügil, 18 yaşını doldurmuş, akıl sağlığı yerinde olan ve aktif kanser hastalığı bulunmayan herkesin organ bağışında bulunabileceğini söyledi. Bilincin artırılması için yalnızca hekimlerin değil, güzel sanatlar ve hukuk gibi farklı alanlardan kişilerin ve din görevlilerinin de ortak hareket etmesi gerektiğini belirten Özkürkçügil, üniversite gençlerinin hastanelerdeki bilgilendirme masalarında aktif rol almasının farkındalığa büyük katkı sağladığını aktardı.
Muhabir: Ege Topçu
Kameraman: Aysima Özdemir
Haberin devamını buradan ulaşabilirsiniz.
Radyo Ki