MARMARA DEPREMİNE HAZIRLANMAK İÇİN SÜREMİZ VAR
Kocaeli Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şerif Barış, 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depremi hakkında açıklamalarda bulundu.
Geçtiğimiz yıl 6 Şubat’ta meydana gelen ve 11 ili etkileyen Kahramanmaraş merkezli depremin ardından bir yıl geçti. Bölgede deprem sonrasında oluşan olumsuz durumların giderilmesi için çalışmalar yoğun olarak devam ediyor. Türkiye’nin önemli deprem bilimcilerinden olan ve Kocaeli Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şerif Barış, depremin birinci yılı geride kalırken Kahramanmaraş depremini değerlendirdi. Radyo K.İ.’de Güne Bakış programına katılan Prof. Dr. Barış aynı zamanda depremler hakkında merak edilen soruları cevapladı.
Hocam 6 Şubat Kahramanmaraş merkezli depremin bir yılını ardımızda bıraktık geçen bir yıl içinde bölgede araştırmalar da devam etti, elde edilen bulgular hakkında görüşlerinizi alabilir miyiz?
Çok büyük bir acıydı, çok büyük iki depremdi. İki büyük deprem inanılmaz etki yarattı ve çok ağır hasarla karşı karşıya kaldık. Bir bilim adamı olarak böyle büyük iki depreme hazırlıksız yakalandığımız için çok üzgünüm. Yaşanan iki büyük deprem 9 saat arayla oldu ve tüm dünyanın ilgisini çekti. Bu alanda dünyanın birçok bölgesinden yabancı ve Türk bilim adamları bu depremi anlamak, incelemek için birlikte yoğun araştırmalar yaptılar. Yapılan bu yoğun araştırmalar hala devam ediyor. Depremin yırtılma mekanizması beklenenden daha büyük bir ivmeyle meydana geldi, aynı zamanda 11 ili etkilemesi nedeniyle iki farklı 7.6 ve 7.5 büyüklüğünde depremin bir arada olması dünyada çok nadir görülen bir olaydı. Bu sebeple sismaloglar, jeologlar ve inşaat mühendisleri bu depremin oluşturduğu yırtılma, bu yırtılmanın nedenleri ve hasarlarını anlamak için yoğun arazi çalışmaları gerçekleştirdiler. Örneğin bu alanda da Kocaeli Üniversitesi, Japon bilim adamlarıyla iş birliği yaparak Adıyaman, Kahramanmaraş ve Hatay gibi bölgelere ivme ölçerler ve hız ölçerler kurarak, zeminin dinamiklerini anlamaya çalıştılar. Özellikle bazı bölgelerde deprem dalgasının 10 kata kadar varması, ivme olarak 2-3 g büyüklüğünde ivmelerin görülmesi inanılmaz bir olay. Bugüne kadar çok az depremlerde görülen olaylardır. İlk bulgulardan bazıları süper yırtılma sonucu depremin küçük bir fayda başlayıp aktardığı gerilmeyle ana fayda tetiklenmesiyle 375 km boyunca bir fayın kırılması sonucu bir deprem olduğu. Bunun arkasından 6 büyüklüğünde 2-3 artçı deprem ve 9 saat sonra da 7.5 büyüklüğünde Elbistan depremi oldu. Kahramanmaraş beklenen bir depremdi fakat Elbistan depremi hepimiz için sürpriz oldu bunun sebebi de o fayın çok çalışmayan bu yüzden bilinmeyen bir fay olmasıydı. Bu araştırmaların sonucu da ünlü saygın bilim dergilerinde yayımlanıyor.
Hocam o gün 9 saat arayla iki büyük deprem gerçekleşmişti. Depremlerin seyri açısından düşündüğümüzde bu olası bir durum mudur? Mesela 99 yılında önce ağustos ayında büyük Marmara depremi gerçekleşti üzerinden birkaç ay geçtikten sonra Düzce depremi oldu. Bu konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?
Bizler özellikle 1990’lı yıllardan sonra faylar üzerinde oluşan depremlerde fayın her iki ucuna belirli bir miktar gerilmenin aktarıldığını biliyoruz. Coulomb Gerilme Transferi denen bir yöntemle hesaplanır. Bu yöntemi Amerika’dan Türkiye’ye ilk getiren kişi rahmetli Aykut Barka hocamızdı. Aykut Barka hocamız Amerikan Jeolojik Araştırma Kurumu’nda bu yazılımı ve yöntemi öğrenerek ilk Türkiye’ye döndüğünde Kandilli Rasathanesinde çalışmaya başladı. Bende o sırada Kandilli Rasathanesinde çalışan bir araştırmacıydım. Bu transfer yöntemi ile biz 5.5 ve daha büyük her depremden sonra fayların etraftaki bölgelere gerilme aktarımını hesaplayabiliyoruz. Bazı bölgelerde gerilme aktarılırken kırılan fayın bazı bölgelerinde ve bölümlerinde gerilme boşalımı sağlayan bir yöntemdir. 1999 Kocaeli depremi fayın her iki ucunda bulunan doğu ve batı taraflarına ve bölgelerine gerilme aktardı. Düzce doğuda bulunan bölgeydi. Biz depremi 5-10 yıl içerisinde beklerken, deprem 3 ay sonra meydana geldi. Türkiye’de bu iki büyük depremin arka arkaya olması gerilme transferi nedeniyle meydana geldiğinin ilk belirtisiydi. Kahramanmaraş depreminde hiç kimse böyle bir olay beklemiyordu. Bu deprem Türkiye’nin deprem tarihçesine bakıldığında bir ilk. 9 saat içerisinde karşı karşıya kaldığımız bu büyük deprem dünyada karşılaştığımız 5-6 büyük depremden bir tanesi. Fayların şehirlerin içlerinden, yerleşkelerin altından geçmesi hasarı arttıran diğer bir faktördür.
Hep ve en sık sorulan sorulardan biri bölgede tekrar bu şiddette bir deprem olur mu? Ya da ne kadar zamanda olur sorusu hocam siz bu konuda neler söylemek istersiniz?
Kırılan bir fay tekrar kırılmaz. Dolayısıyla Hatay, Kahramanmaraş gibi bölgelerde tekrar 7.5 7.6 7.7 büyüklüğünde bir depremin meydana gelmesi mümkün değil. Ancak fay zonları tek bir kırıktan meydana gelmiyor. 7.5 büyüklüğü kadar olmasa da daha küçük deprem olma riski olduğunu söyleyebilirim. Zaman zaman artçı depremlerle meydana gelen depremlerde ana fayın etrafındaki bölgeler, pürüzlü daha sert bölgelerdir. Her büyük depremden önce öncü olarak deprem olduğu gibi çok daha büyük bir depremin arkasından artçısı meydana gelebilir. Yaşanılan bu büyük depremden sonra herhangi bir yerde deprem bekliyorum demek çok kolay. Deprem beklenilen yerlerde ne zaman deprem olur sorusunu cevaplayabilen bilim insanı yok. 11 bölgeyi sayarak buralarda deprem olacak dediğimizde ilk hangi bölgede olacak sorusunun bilimsel karşılığı yoktur. Bizler Türkiye’de 7’den büyük deprem olacağını zaten 1995 yılında biliyorduk. Depremlerin zamanın söylenmesini doğru bulmuyorum. Çünkü büyük depremi yaşamış, depremde yakınlarını kaybetmiş ve depremden etkilenmiş 13.5 milyon insan, diğer yandan onların çevre illerinde zaman zaman artçı depremler yaşayan 20 milyona yakın insan var. Bu insanlar bu tür söylemlerle huzursuz ve tedirgin oluyor. Biz depremin olacağı zamanı söylemediğimiz sürece deprem olacak dememizin bir faydası yok. Bunları söylemek yerine biz depremleri önceden bilemiyoruz eğer bilseydik Kahramanmaraşta’ki depremin zamanını, Kahramanmaraştan’tan sonra Elbistan’a dikkat çekerdik. Türkiye Dünya’nın en aktif deprem kuşaklarından birisi olan Alp-Himalaya deprem kuşağının üzerinde yer alıyor. Biz sismologlar jeologlarla, harita mühendisleriyle vs. çalışarak depremi önceden tahmin etmek için çalışıyoruz. Ancak depremin zamanını bilmiyoruz. Bu yüzden yapılması gereken depremin olacağını söylemek değil insanlara depremden en az hasar nasıl alınır öğretmeleri gerekiyor. Bizler depremden önce ve sonra nasıl davranmamız gerektiğini öğrenmek zorundayız.
Hocam bölgede artçı depremlerin seyri ne durumda? Deprem henüz gerçekleştiğinde artçı depremlerin uzun bir süre devam edeceğine yönelik öngörü ve açıklamalar da yapılmıştı.
Bu konuda topluma yapılan bazı yanlış açıklamalar var. Depremlerin oluş düzeni adını verdiğimiz çalışma sismolojinin temel konusudur. Aynı zamanda benim doktora konum. Bizler genellikle deprem olduğu zaman sismolojik olarak genel kanı 6.5’tan büyük depremlerin artçı depremleri 2 yıl sürer. Yaşanan bu büyük 2 depremin artçı depremlerinin en az 2 yıl süreceğini söylemiştim. O ve etrafındaki bölgelerde bu 2 büyük depremin oluşturduğu gerilme transferi nedeniyle birçok artçı depremler meydana gelir. Sayıları zamanla mümkün olduğu kadar azalacak ve aralarındaki deprem olma süresi uzayacak.
Türkiye bir deprem ülkesi olarak biliniyor ve kabul ediliyor hocam Maden Tetkik Arama Genel Müdürlüğü tarafından yayınlanmış bir resmi fay hattı haritası var, öte yandan yeni fay hatları ile ilgili haberler de kamuoyuna yansıdı Türkiye’de kaç diri fay hattı bulunuyor? Fay hatlarının değişmesi yenilerinin ortaya çıkması mümkün müdür?
Yenilerinin çıkması elbette mümkün. Maden Tetkik Arama Genel Müdürlüğü bir proje kapsamında Türkiye’de bulunan diri fay hatları haritası üzerine çalıştı. Buna göre bilinen yaklaşık 485 aktif fay var. Maden Tetkik Arama Genel Müdürlüğü’nün çalışmaya dahil etmediği denizlerde de haritaya dahil olmayan fay hatları mevcut. Öte yandan fayları yeryüzünde izi varsa belirleyebiliriz. Uzun yıllardır deprem üretmemiş, yeryüzündeki izi alüvyon tabakalarla örtülmüş bizim gömülü veya gizli fay dediğimiz faylar da var. Maden Tetkik Arama Genel Müdürlüğü bunları tespit etmez daha doğrusu tespit edemez. Jeofizik ve sismolojik yöntemlerle kaydedilmiş faylar Maden Tetkik Arama Genel Müdürlüğü’nün fay haritasına eklenerek yayımlanması bekleniyor. Bizler sismolojik olarak fayların nerede olduğuna çok dikkat etmeyiz. Biz depremleri ölçeriz. Ölçtüğümüz depremlerle fay cinslerini, fay düzlemlerini, o bölgedeki tektonik hareketi ve gerilme durumunu inceleriz. Sismolojik olarak küçük veya deniz içindeki depremlerde fayı görmemize gerek yok. Genellikle 6.5 altındaki depremlerin fay izi yeryüzünde belirlenmez. Kahramanmaraş depreminden edinilen derslerle depreme dayanaklı yapı tasarımı yapılması mümkün olacak. Dünyanın en iyi fay haritasını da yapsanız insanlar etik kurallara uymazsa ve binalarının bakım onarımını yapmazlarsa o binalar zaman içerisinde nemden dolayı güçlerini kaybederler.
Malum hocam ara ara gündeme geliyor olası İstanbul Depremi, 1999 depremi sonrasında hep dile getirildi ve büyük depremlerden sonra gözler hemen İstanbul’a çevriliyor. Sizin bu konuda düşüncelerinizi alabilir miyiz?
Türkiye’de bir bölgenin deprem riskini hesaplarken aynı zamanda da bizler mikro depremleri ölçerek deprem oluş düzenlerinden daha büyük bir depremin olma olasılığını hesaplarız. 1999 Kocaeli depreminden sonra yapılan çalışmalarda gerilme transferi Kocaeli’nin batısındaki belirli bölgelere, belirli miktar gerilmeyi aktardı. İstanbul, Yalova, Bursa ve Marmara Denizi bu bölgede yer alıyor. Bu gerilme transferi nedeniyle geçici olarak İstanbul açıklarında ve İstanbul’u da kapsayan 50 km yarıçaplı bir bölgede, Amerikalı uzmanlar rahmetli Aykut Barka ile bir gerilme transferiyle risk hesapladılar. İstanbul’da 2000 yılında yayımlanan makaleye göre 7’den büyük bir depremin 30 yıl içerisinde olma olasılığı yüzde 62.8’di. Ancak bu değer basına yansıtılarak bu deprem sanki 30 yıl içerisinde olacak gibi bir algı yaratıldı. Hatta geriye sayım başladı. Bu kesinlikle doğru değil. Çünkü batı kesimde deprem olacak tek yer İstanbul açıkları değil. Gemlik, Bursa, Yalova ya da Mudanya açıklarında da faylar var ve bunlarında deprem üretme potansiyelleri mevcut. 2004 yılında bahsettiğim Amerikalı ekip İstanbul için 2037 yılına kadar inceleme yaptı. İnceleme sonucu depremin olma olasılığının yüzde 52 olduğunu hesaplandı. Yani 1999 Kocaeli depreminin aktarılan gerilmesi ile oluşacak depremin olasılığının yavaş yavaş düştüğünü yayımladılar. Fakat bunu sadece birkaç kişi medyada dillendirdi. Hala daha büyük bir grup İstanbul için yüzde 64-65 oranında deprem bekleniyor diyerek insanları korkutmaya devam ediyor. Biz Kocaeli Üniversitesi olarak Almanlar ile iş birliğine giderek Kocaeli kırığının batı yöresinde olan bölgelerde deprem oluş düzenlerini anlamak için önce 10 istasyon daha sonra bu istasyon sayılarını arttırarak 2014’te 27 tane deprem istasyonu kurduk. Bu istasyonlar Yalova, Armutlu Yarımadası, Bursa ve İstanbul’u kapsıyor. Ve biz Kocaeli’nin batı yöresini 2005’ten beri sürekli gözlüyoruz. Orada sizin hissetmediğiniz mikro depremleri bile kaydederek büyük deprem öncesi bize bilgi sağlayacak deprem oluş düzenlerini anlamaya çalışıyoruz. Aynı zamanda da Yalova ve Bursa civarlarındaki kaplıcalarda ölçümler yaparak depremlerin jeotermal kökenle ilişkisini araştırıyoruz. İtalyan bir grup, Amerikalı araştırmacının olduğu bir grupla birlikte İstanbul’u içine alan Marmara’nın tamamını yeni bilgiler ve bulgularla yeniden hesapladı.2016 yılında yayımlanan araştırmaya göre İstanbul açıklarında 7.3 ve daha büyük bir depremin 30 yıl içerisinde olma olasılığını yüzde 48 olarak hesapladılar. Yüzde 47-48 oranında bir depremin hemen olma durumu mümkün değil. Marmara’da olacak depremler genellikle 250-500 yılda bir tekrar eder. Yüzde 47’lik olasılık demek daha hazırlanmak için süremiz var demek.
Böyle bir depremin Kocaeli’ne olası etkileri ne olur hocam? Sonuçta uzun süredir beklenen ve çok büyük olacağı düşünülen bir depremden bahsediyoruz.
Marmara’da da olası senaryo 7.5 büyüklüğünde bir depremdir. Fakat bu en kötü durumdur. AFAD buna göre hazırlıklarını yapmaktadır. Biz bir depremin en kötü durumuna göre hazırlık yaparız. Deprem mutlaka o büyüklükte olacak değil. Örneğin Elâzığ’da 7.2 büyüklüğünde deprem beklenirken 6.8 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Marmara’da olacak depremin çalışmaları hala daha sürüyor. Biz yer bilimcileri, jeologlar, jeofizikçiler ve sismologlar olarak depremin oluş düzenlerini anlamaya, kayma ve kilit bölgeleri neresi, depremin en derin bölgesi neresi bunları ölçümler yapmadan ve deprem istasyonları kurmadan anlamamız mümkün değil. Marmara depreminin Kocaeli üzerindeki etkisi olarak 1999 Kocaeli depremindeki gibi bir etki görmeyeceğiz. Bunun sebebi Kocaeli ve Düzce’de meydana gelen depremin Kocaeli’ndeki çürük yapıları ayıklaması. İstanbul açıklarında meydana gelecek bir depremin yırtılma yönü ile Gemlik ya da Mudanya’da meydana gelecek bir depremin yırtılma yönü Kocaeli’yi farklı yönlerden, farklı etkilerle sarsacak. Bana göre Kocaeli, İstanbul açıklarında veya Marmara Denizi’nde olacak depreme karşı hazırlığını yapması lazım. Çünkü olası bir depremde Kocaeli yardıma koşma gibi birçok görev üstlenecek. İstanbul, Bursa gibi şehirlerin trafiği Kocaeli’nden kesilecek. Kocaeli’nde bulunan insanlar deprem bölgelerine yardıma gidecek en yakın kişiler olacak. Kocaeli’nin deprem deneyimi var. Bu acıyı yaşamış toplumlar bir depremde neler yapılacağını bilir.
Hocam her deprem olduğunda kamuoyu depreme dikkat kesiliyor ancak bir süre sonra gündemdeki yerini deprem kaybediyor ancak Türkiye’de hissedilen hissedilmeyen bir sürü deprem de gerçekleşiyor. Onca büyük depreme, farkındalık çalışmalarına karşın deprem bilincini siz nasıl görüyorsunuz?
Deprem bilincini iyi görmüyorum. Biz 2000 yılında Kandilli Rasathanesi ile deprem bilinci eğitimlerine başladık. Zaman zaman medya kuruluşlarına giderek yapmaları gereken hazırlıkları, almaları gereken önlemleri anlatıyoruz. Görüyorum ki her depremden sonra insanlar maalesef ki çök kapan tutun yöntemi ile korumak yerine binalardan kaçarak, balkonlardan atlayarak yanlış davranışlarda bulunuyor. Okuduğum makaleye göre insanlara hazırlanın dediğimizde bize geri dönüş yüzde 29. Eskiden yüzde 30’du şu an yüzde 29’a düştü. Medyada da defalarca söylememize rağmen biz depremi sadece deprem olunca konuşuyoruz. Deprem olmadığı zaman yapılması gereken hazırlıkları ve önlemleri konuşmuyoruz. Türkiye bir deprem ülkesi bunu tüm dünya biliyor AFAD söylüyor. Türkiye’de bulunduğu kuşak sebebiyle her 1.5 yılda en az bir tane 6’dan büyük deprem, her 4.5 yılda bir 7’den büyük bir deprem oluyor. Bu depremleri durduramayacağımıza göre deprem bilincini arttırarak zararı azaltmaktan başka çaremiz yok.
Hocam son sorumuz, depremi önceden bilmek imkânsız ancak ara ara özellikle sosyal medyaya yansıyor işte mesela Google depremden saniyeler önce deprem bildirimi yaptı gibi. Hocam bir de size sormak istiyoruz nedir işin aslı? Bu tür bir öncül bildirim denemeleri ya da çalışmaları var mı? Varsa ne durumda?
Depremi önceden belirleme konusunda Google veya başka uygulamaların erken uyarı sinyali birbirinden bağımsızdır. Benim doktora konum bölgede olası bir deprem olmadan doğanın fiziksel ve kimyasal özelliklerini ölçerek olası depremler hakkında bize bilgi sağlayacak yöntemleri araştırmaktı. Bu yüzden deprem önceden hiçbir şekilde belirlenemez. Deprem erken uyarı ise meteorolojik erken uyarı ile karıştırılıyor. Deprem erken uyarı sistemleri size depremden birkaç saniye önce uyarı veremez. Bu cihazlar ancak deprem olduğunda ilk 3 saniyede depremin nerede ne kadar büyüklükte olduğunu belirleyerek ikinci yıkıcı dalgaların ne zaman olacağını size söyleyebilirler. Deprem size çok yakınsa o bildirimler gelmeden depremi zaten hissedersiniz. Biz Kocaeli Üniversitesi olarak Bursa’nın erken uyarı sistemini kurduk. Test aşaması artık bitti. Bu sistemi AFAD’a teslim ediyoruz. Kocaeli Üniversitesi olarak son teknoloji ile yapılan tüm çalışmaları takip ediyoruz aynı zamanda bu işin içinde bulunuyoruz.
Hocam çok teşekkür ediyoruz değerli katılımınız ve verdiğiniz bilgiler için. Son sözleriniz ile röportajımızı noktalayalım, buyurun hocam.
Türkiye’de sık sık depremler oluyor ve olmaya devam edecek. Benzer acıları yaşamak istemiyorsak evlerimizde mutlaka tüm aile birlikte aile afet planı yapmaları gerekiyor. Tüm insanların deprem bilinci, depremden korunma gibi eğitimden geçirilmeleri gerek. Evlerinde veya iş yerlerinde deprem anında çarparak kendini yaralayacak mobilyalardan, camlardan korunmalılar. Bu öğrendiklerini sık sık tatbikat yaparak gerçekleştirmeleri lazım. Bizim başka şansımız ve kurtuluşumuz yok.
Muhabir: Mehmet Karakuş
Kameraman: Kahraman Akın
Röportajın tamamını buradan dinleyebilirsiniz.
Radyo Ki