Çalan Şarkı

Title

Artist

Dinlediğiniz Program

Alternatif Zamanı

20:00 23:59

Dinlediğiniz Program

Alternatif Zamanı

20:00 23:59


MARMARA BÖLGESİNDEKİ BİNALAR DEPREME HAZIR DEĞİL.

Kocaeli Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi Jeoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Ömer Feyzi Gürer, gelecekte olması beklenen Marmara Depremi hakkında Radyo K.İ.’ye açıklamalarda bulundu

Türkiye bir deprem ülkesi ve en son 2023 yılının Şubat ayında yaşanan Kahramanmaraş merkezli iki büyük depremde yaşanan yıkım gözleri bir kez daha İstanbul merkezli olacağı düşünülen Marmara depremine çevirmişti. Sözlerine yaklaşan Marmara depremi hakkındaki öngörüleri ile başlayan Prof. Dr. Ömer Feyzi Gürer, biri Marmara Denizi’nin batısında ve ikisi doğusunda olmak üzere 1999 yılında 3 büyük deprem olduğunu hatırlatarak bu iki ucun ortasında 1766 yılından beri deprem olmadığını ve bu bölgenin periyodunun istatistik açısından dolduğunu söyledi. Prof. Dr. Gürer, Marmara Denizi’nin içinde sismik boşluklar olduğunu, bu boşlukların varlığını uzun süre devam ettiremeyeceğini ve eninde sonunda kırılmak zorunda olacağını ifade etti. Beklenen depremin büyüklüğü, derinliği, coğrafi konumunun yaşanacak trajediyi büyüteceğini söyleyen Prof. Dr. Gürer, depremin büyüklüğünden çok yıkıma neden olacak etkenin 1999 depremleri sonrasında özellikle İstanbul’da yeterli hazırlığın yapılmaması olacağını vurguladı. Prof. Dr. Ömer Feyzi Gürer, ülkemizde depremlerin çok fazla can kaybına yol açmasının sebebinin kaçak ve standartlara uygun olmayan binalar, yapılaşmaya uygun olmayan zeminlerde yapılaşma, inşaat maliyetlerini düşürmek için standart dışı ya da eksik malzeme kullanılması olduğunu söyledi.

Prof. Dr. Ömer Feyzi Gürer, Marmara’da İstanbul dışında büyük bir deprem olasılığı hakkında da bilgiler verdi. Prof. Dr. Gürer, Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü tarafından Türkiye’de yüzeyde gözlenen 500’ den fazla aktif fayın haritalandığını söylerken, gömülü aktif faylar da bulunduğunu ifade etti.

Marmara’da gerçekleşen depremlerin birbiriyle bağlantısı hakkında da soruları cevaplayan Prof. Dr. Ömer Feyzi Gürer, Kuzey Anadolu Fay Hattı’nın Mudurnu’dan itibaren başlıca 3 kola ayrıldığını, bu kolların Adapazarı, Kocaeli, Adalar güneyinden Saroz Körfezi’ne uzandığını söyledi. Prof. Dr. Gürer, farklı fay kolları üzerinde oluşan depremlerin genellikle birbirinden bağımsız geliştiğini ancak, büyük depremlerin kendilerinden daha küçük depremleri etkilediğini vurguladı. Prof. Dr. Gürer, 17 Ağustos 1999 Gölcük depreminden üç ay sonra gerçekleşen 12 Kasım 1999 Düzce depremini buna örmek gösterdi.

İstanbul’da tarihe kaydedilmiş büyük depremler hakkında bilgiler veren Prof. Dr. Ömer Feyzi Gürer, Bizans İmparatorluğu’na başkent olduktan 12 yıl sonra 342 yılında İstanbul’da bir depremin kayıt edildiğini ancak bu depremden kentin çok fazla etkilenmediğini anlattı. Prof. Dr. Gürer, ”1000 yılından sonraki Doğu Akdeniz’de meydana gelen en büyük deprem” olarak nitelendirilen, 1509 yılında İstanbul’da 2. Bayazıd’ın hükümdarlığı dönemine denk gelen depremin İstanbul için çok yıkıcı olduğunu bu yüzden ”Kıyamet-i Sugra” yani ”Küçük Kıyamet” olarak adlandırıldığını söyledi. Prof. Dr. Gürer, Bolu’dan Edirne’ye kadar kendini hissettiren depremde İstanbul’da yaşayanların yaklaşık yüzde 10’unun ya hayatını kaybettiğin ya da yaralandığını vurguladı.

Gerçekleşecek Depremden Birçok Şehir Etkilenecek.

Marmara’da olası bir deprem sonrasında ulaşım ve iletişim konusunda neler yaşanacağı hakkında da açıklamalar yapan Prof. Dr. Ömer Feyzi Gürer, deprem sonrasında arama kurtarma çalışmaları başta olmak üzere bölgesel ihtiyaçları gidermek üzere topyekûn bir seferberlik halinin söz konusu olacağını söyledi. Bölgeye erişim sorunlarının yaşanacağına dikkat çeken Prof. Dr. Gürer, bunun birçok problemi de beraberinde getireceğini ifade etti. Özellikle büyük bir deprem yaşanması durumunda sürücüleri uyaran Prof. Dr. Gürer, yolların tıkanmaması için toplu ulaşım araçlarının daha önem kazanacağına dikkat çekti. Prof. Dr. Gürer, gerçekleşecek bir depremin Tekirdağ, Yalova, Bursa, Balıkesir, Çanakkale’ye kadar birçok şehri etkileyeceğini vurgulayarak Marmara Bölgesi’nde birçok şehirde binaların böyle bir depreme hazırlıklı olmadığını yineledi.

Prof. Dr. Ömer Feyzi Gürer, Türkiye’nin aktif tektonik kuşak üzerinde olduğunu ve bu durumun çok uzun dönem süreceğini vurguladı. Deprem güvenliği için yerleşim yerlerinin titizlikle seçilmesini gerektiğinin alını çizen Prof. Dr. Gürer, ülkemiz coğrafyasının %92’sinin deprem riski taşıdığına dikkat çekti.

Muhabir: Mert Dumlu

Kameraman: Miraç Bulut