DEPREM TAHMİN MODELLERİ KESİN ZAMANI VERMEZ
Kocaeli Üniversitesi Mimarlık Tasarım Fakültesi’nden Yer Bilimleri Uzmanı Doç. Dr. Bülent Doğan, Radyo Ki’de Güne Bakış programında 23 Nisan Çarşamba günü İstanbul açıklarında gerçekleşen 6.2 büyüklüğündeki deprem hakkında soruları cevapladı.
23 Nisan’da Silivri açıklarında meydana gelen depremin, Kuzey Anadolu Fayı’nın yapısına uygun olarak sağa doğru kayma hareketiyle gerçekleştiğini söyleyen Doç. Dr. Bülent Doğan, depremin sığ bir derinlikte meydana geldiğini belirtti. AFAD verilerine göre 15-20 kilometre uzunluğunda ve 9,5-10 kilometre genişliğinde bir kırılmanın oluştuğunu aktaran Doç. Dr. Doğan, bu kırılmanın Silivri açıklarından başlayarak Kumburgaz’a kadar uzandığını ve 150-200 kilometrekarelik bir alanı etkilediğini kaydetti.
Doç. Dr. Bülent Doğan, deprem sırasında İstanbul’un kuzeyi ile güneyi arasında doğu-batı yönünde yaklaşık 30-55 santimetrelik bir kayma meydana geldiğini söyledi. Doç. Dr. Marmara Denizi’ne uzanan Kuzey Anadolu Fayı’nın tek bir hat olmadığına değinerek, 20-70 kilometrelik parçalardan oluştuğunu belirtti. Deniz altında bulunduğu için bu fay parçalarının tam konumlarının ve özelliklerinin net olarak bilinmediğini aktaran Doç. Dr. Doğan, bu konuda daha ayrıntılı bilimsel araştırmalara ihtiyaç olduğunu vurguladı. 1999 Gölcük Depremi sonrası yürütülen yüzey kırığı çalışmalarını hatırlatan Doç. Dr. Bülent Doğan, Yalova Hava Üssü çevresinde 10 santimetrelik sağ yanal ötelenme ölçüldüğünü belirtti. Bu verilerle, Kuzey Anadolu Fayı’nın karadan Marmara Denizi içine doğru uzandığının anlaşıldığını söyleyen Doç. Dr. Doğan, özellikle Çınarcık ile Şarköy arasında kalan kesimin henüz kırılmaması nedeniyle Marmara Bölgesi’nin ciddi bir deprem riski taşıdığını vurguladı. Son depremin ardından büyüklüğü 5’i aşanların da dahil olduğu yüzlerce artçı sarsıntı kaydedildiğini aktaran Doç. Dr. Doğan, artçıların sayısından çok, hangi yönde ve nasıl dizildiklerinin önemli olduğunu vurguladı. Marmara Ereğlisi ile Kumburgaz açıkları arasında yoğunlaşan artçı sarsıntıların, depremin Marmara Denizi’ndeki fay zonunun batı kesiminde gerçekleştiğini gösterdiğini söyledi.
Doç. Dr. Bülent Doğan, deprem sonrası kamuoyunda oluşan bilim insanları arasındaki görüş ayrılıklarına da değindi. Doç. Dr. Doğan, bazı uzmanların bu depremin Marmara’da beklenen büyük depremin öne çekilmesine neden olabileceğini savunduğunu, bazı uzmanların ise böyle bir risk görmediğini aktardı. Bu görüş ayrılıklarının gayet normal olduğunu belirten Doç. Dr. Doğan, bu görüşlerin verilerle desteklenmesi gerektiğinin altını çizdi.
“Önümüzdeki 30 yıl içinde büyük bir deprem olasılığı” gibi ifadelerin de tamamen istatistiksel tahminlere dayandığını söyleyen Doç. Dr. Doğan, bu tür yaklaşımların Kuzey Anadolu Fayı’ndaki geçmiş depremlerin incelenmesiyle üretildiğini, ancak yer kabuğunun bu tür modellere her zaman uyuşmadığını vurguladı. Doç. Dr. Doğan özellikle fay hattının Marmara Denizi derinliklerinde olmasının tahmin zamanlamalarını daha zorlaştırdığını, bu yüzden 30 yıl gibi net ifadelerin bilimsel açıdan sorgulanabileceğini ifade etti.
Doç. Dr. Bülent Doğan, 23 Nisan’da Silivri açıklarında meydana gelen 6.2 büyüklüğündeki depremin beklenen büyük İstanbul depremi olup olmadığına ilişkin değerlendirmelerde de bulundu. Şu anki bilimsel verilerle bu depremin büyük depremin öncüsü olduğunu söylemenin mümkün olmadığını belirten Doç. Dr. Doğan, Marmara Denizi’nde özellikle kırılmayan fay kesimlerinde stres birikiminin devam ettiğini vurguladı. Marmara Denizi’nde gelecekte 6 ve üzeri büyüklükte depremlerin yaşanabileceğine dikkat çeken Doç. Dr. Doğan, bölgedeki sismik hareketliliğin sürdüğünü ve riskin tamamen ortadan kalkmadığını ifade etti. Doç. Dr. Doğan, ancak beklenen büyük depremin zamanı ve etkisiyle ilgili kesin bir tahmin yapabilmek için daha detaylı bilimsel çalışmalar gerektiğinin altını çizdi.
Tsunami riski hakkında da konuşan Doç. Dr. Bülent Doğan, Marmara Denizi’nin kapalı bir iç deniz olması nedeniyle okyanuslardaki gibi büyük tsunamilerin beklenmediğini söyledi. Doç. Dr. Doğan, ancak deniz tabanı heyelanları nedeniyle lokal su taşmaları yaşanabileceğini, özellikle Yalova’dan Gemlik Körfezi’ne kadar olan güney kıyıların bu açıdan daha hassas olduğunu ifade etti. Doç. Dr. Bülent Doğan, 1999 Gölcük Depremi sırasında Kavaklı ve Değirmendere sahillerinde gözlenen küçük çaplı deniz ilerlemelerinin benzerlerinin gelecekte oluşabilecek büyük depremlerle tekrarlanabileceğini kaydetti.
Son olarak, depremde doğrudan can kaybı yaşanmamasının sevindirici olduğunu ancak panik nedeniyle yaralanmaların arttığını belirten Doç. Dr. Doğan, özellikle camdan veya balkondan atlama gibi tehlikeli davranışların ciddi risk taşıdığını vurguladı. Deprem anında doğru davranışın hayati önem taşıdığını ifade eden Doç. Dr. Doğan, AFAD tarafından hazırlanan eğitim videoları ve broşürlerin mutlaka takip edilmesi gerektiğini söyledi. Doç. Dr. Bülent Doğan, mal kaybının telafi edilebileceğini ancak can kaybının geri getirilemeyeceğini hatırlatarak, deprem bilincinin toplum genelinde artırılması gerektiğinin altını çizdi.
Muhabir: Zehra Nur Işın
Kameraman: Mustafa Emre Dayı
Röportajın tamamını buradan dinleyebilirsiniz.
Radyo Ki