SOFRALARIN SESSİZ TEHDİDİ: TUZ
Radyo K.İ.’de Dünya Tuza Dikkat Haftası kapsamında önemli değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Çiğdem Çağlayan, Türkiye’deki aşırı tuz tüketiminin Dünya Sağlık Örgütü limitlerinin çok üzerinde olduğunu belirterek, bu durumun yüksek tansiyonun yanı sıra kemik erimesi ve kas yorgunluğu gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açtığı uyarısında bulundu
Dünya Sağlık Örgütü’nün günlük tuz tüketimi için önerdiği 5 gramlık üst sınıra dikkat çeken Prof. Dr. Çağlayan, Türkiye’de bu miktarın 12 gramdan 9 grama düşmesine rağmen hâlâ riskli seviyelerde olduğunu belirtti. Vücudun temel fonksiyonları için günlük sadece 500 miligram sodyumun yeterli olduğunu ifade eden Prof. Dr. Çağlayan, fazla tuzun biyolojik dengeleri bozduğuna dikkat çekti. Prof. Dr. Çağlayan, aşırı tuzun damarlarda su tutarak kan hacmini artırdığını, bunun da kalbi zorlayarak tansiyonu yükselttiğini belirtti. Prof. Dr. Çağlayan ayrıca, aşırı tuzun böbreklerden kalsiyum atılımını hızlandırarak kemik erimesine, kalsiyum-potasyum dengesini bozarak ise kas yorgunluklarına da yol açtığını ifade etti.
Yemeğin tadına bakmadan tuz ekleme alışkanlığının aileden gelen öğrenilmiş bir davranış olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Çağlayan bu durumun aynı zamanda tat duyusunun tuza tolerans geliştirmesinin de tuz tüketim alışkanlığından kaynaklı olduğunu belirtti. Geleneksel saklama yöntemleri olan turşu ve salamuranın yanı sıra, günümüzdeki fastfood ve hazır gıdalarda raf ömrünü uzatmak ve maliyeti düşürmek için aşırı tuz kullanıldığına da dikkat çeken Prof. Dr. Çağlayan, hazır gıda tüketiminin farkında olmadan damak tadımızın tuza bağımlı hale gelmesine neden olduğunu ifade etti. Günlük hayatta tüketilen birçok besinde “gizli tuz” bulunduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Çağlayan, özellikle cips, çerez ve hazır gıdalardaki lezzet artırıcıların yüksek sodyum içerdiğini söyledi. Sağlık Bakanlığı’nın ekmekteki tuzu azaltma ve restoranlardan tuzlukları kaldırma hamlelerinin olumlu sonuçlar verdiğini belirten Prof. Dr. Çağlayan, buna rağmen paketli gıdalar konusunda tüketicilerin dikkatli olması gerektiğini vurguladı.
Tuz tüketimini azaltmanın en kolay yolunun bireysel alışkanlıkları değiştirmek olduğunu ifade eden Prof. Dr. Çiğdem Çağlayan, “Kendi kontrolümüzdeki mutfağımızdan işe başlamalıyız. Bireysel çabaların yanı sıra, dışarıda tüketilen gıdaların denetlenmesi ve gıda kodeksi ile tuz miktarlarının yasal olarak sınırlandırılması büyük önem taşıyor” diyerek sözlerini tamamladı.
Muhabir: Büşra Eser
Kameraman: Fatih Özel
Röportajın tamamını buradan dinleyebilirsiniz
Radyo Ki