DİJİTAL MASKELERİN ARDINDAKİ TEHLİKE: İTİRAF SAYFALARI VE SİBER ZORBALIK
Kocaeli Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Yıldız Öztan Ulusoy, Radyo Kİ’nin “Güne Bakış” programına konuk oldu. Doç. Dr. Öztan Ulusoy, sosyal medyadaki anonim İtiraf sayfalarının gençler Üzerindeki psikolojik etkilerini değerlendirerek, bu mecraların bir “özgüven patlaması” değil, dijital maskelerin arkasına saklanan bir özgüvensizlik yansıması olduğunu vurguladı
Sosyal medya platformlarında (Instagram, Facebook, X vb.) isimsiz hesaplar üzerinden yürütülen itiraf ve gıybet kültürünü “siber zorbalık evreni” olarak tanımlayan Doç. Dr. Öztan Ulusoy, gençlerin dijital dünyada ulaştığı pervasız gücün psikolojik kökenlerine ışık tuttu. Doç. Dr. Öztan Ulusoy, gerçek hayatta fikrini söyleme cesareti bulamayan bireylerin, isimsiz maskeler ardında yakıcı bir cürete bürünmesinin altında yatan temel sebebin, kişinin dilediğini söyleyip geri bildirime ihtiyaç duymadan çekilebildiği bir alan bulması olduğunu belirtti.
Dijital Maske ve Ahlaki Kopuş
İnsanların anonim bir kimlik arkasına saklandığında yakalanma endişesi taşımadığını ifade eden Doç. Dr. Öztan Ulusoy, bu durumun ahlaki ve vicdani sınırları hızla aşındırabildiğine dikkat çekti. Mağdurun yaşadığı duygusal etkileri doğrudan görememenin bireyleri daha acımasız davranmaya yöneltebildiğini ifade eden Doç. Dr. Öztan Ulusoy, sosyal medyadaki “beğeni” ve “onaylanma” mekanizmasının ise bir ödül sistemi gibi çalışarak zorbalığı teşvik ettiğini vurguladı. Dijital ortamda sergilenen özgüvenin çoğu zaman gerçek bir özgüven olmadığını dile getiren Ulusoy, bunun daha çok kişinin büründüğü “dijital bir kostüm” ya da “maske” niteliği taşıdığını ifade etti. Dijital dünyadaki “sürü psikolojisine” de dikkat çeken Doç. Dr. Öztan Ulusoy, sosyal psikolojideki Milgram ve Asch deneylerini örnek göstererek, insanların otorite ya da grup baskısı altında kendi ahlaki yargılarını geri plana itip başkalarına zarar verebildiğini belirtti. “Ben yapmadım, sadece beğendim” ya da “Sadece paylaştım” anlayışıyla sorumluluktan kaçmanın, dijital zorbalığın yayılmasını ve güçlenmesini hızlandırdığını sözlerine ekledi.
Kampüs Hayatında Güven Erozyonu ve Empati Kaybı
Dijital dünyadaki toksik paylaşımların kampüs yaşamını ve arkadaşlık ilişkilerini derinden etkilediğini belirten Doç. Dr. Öztan Ulusoy, güven ortamının zedelenmesinin gençleri yalnızlaşmaya ittiğini söyledi. Sosyal medyada linç veya alaya maruz kalan bireylerin akademik başarılarının olumsuz etkilendiğini ifade eden Doç. Dr. Öztan Ulusoy, bu süreçlerin bazı durumlarda “öz kıyım” gibi trajik sonuçlara kadar uzanabildiği uyarısında bulundu. Yüz yüze iletişimin azalmasının empati duygusunu zayıflattığını dile getiren Öztan Ulusoy, ekran başında karşıdaki kişinin beden dilini, duygularını ve yaşadığı acıyı görememenin zamanla bireyleri duyarsızlaştırdığını belirtti. Bu durumun insanları adeta birer “empati yetimi”ne dönüştürdüğünü söyleyen Öztan Ulusoy, başkalarına zarar vererek inşa edilen hiçbir kimliğin kalıcı ve sağlıklı olamayacağını, bu tür davranışların yalnızca mağdurlarda değil, zorbalığı yapan kişilerde de derin izler bıraktığını vurguladı.
Dijital zorbalık döngüsünün kırılabilmesi için hem mağdurlara hem de sosyal medya kullanıcılarına önemli sorumluluklar düştüğünü ifade eden Ulusoy, siber zorbalığa maruz kalan kişilerin anonim hesaplardan gelen saldırıları kişisel değerleriyle ilişkilendirmemeleri ve mutlaka güvendikleri kişilerden destek almaları gerektiğini söyledi. İzleyicilerin ise sürü psikolojisine kapılmak zorunda olmadığını belirten Doç. Dr. Öztan Ulusoy, dijital dünyadaki her “beğeni” ve “paylaşım”ın hukuki ve vicdani sorumluluk taşıdığını hatırlattı. Doç. Dr. Öztan Ulusoy, kötü niyetli paylaşımları desteklemek yerine herkesi “yanlış gördüğünü bildirme” mekanizmalarını kullanmaya çağırdı.
Doç. Dr. Öztan Ulusoy, son olarak bu konudaki akademik çalışmaların ve toplumsal farkındalığın artırılmasının, sosyal birer varlık olan insanların birbirine saygı duyduğu bir dünya inşa edebilmesi için hayati bir önem taşıdığını belirterek sözlerini noktaladı.
Muhabir: Mehmet Rıza Taşdöven
Kameraman: Guljan Muhammed
Röportajın tamamını buradan dinleyebilirsiniz.
Radyo Ki